~~~~~~~~~~~~~~~

Can Yangısı


    

İlk defa canımın acısına rağmen, kanamıyor yüreğim.
Öyle çok toz duman oldu ki içim, dahası yok!... 
Bundan sonrası vazgeçiştir aşkın bedenlenmiş halinden.
Bürünmektir hayali ruhaniyetine en derinden.
Vuramazsın beni artık gökyüzünün sonsuzluğunda.
Ey Aşk, sakın artık gelme!
Yönüm, yolum, önüm, arkam senken,
Gizlisinde yitip gittim senin kayıp haritanda.
Yokluk şehirlerinde ışık yoktu, kör oldum.
Öyle şarkılar söyledim ki duyan yoktu, lal oldum.
Engin bir deniz idim, karaya kovuldum.
Tuz yiyip tuz içtim, susuzluktan boğuldum.
Güne uzandım, geceye savruldum.
Cennetin kapısındaydım, uzaklara kovuldum.
Yollardan geçtim, sana koyuldum,
Varmak için değil, almak için hiç değil...
Az gittim, uz gittim, dere tepe sen gittim, yoruldum.
Yüreğimi avucuna bıraktım, kayboldum.
Senden önce karlı dağ idim, alev alev od oldum.
Gel gör ki tüm yangınlar yandı geçti yurdumda,
Bana düşen külleri süpürmek idi, süpürdüm gitti, 
yok oldun, yok oldum,
yok...

Hamiyet Akan
15.12.2017
02:10

Biraz Küstüm Çokça Sevdim




Biraz küs gideceğim sana.
Öyle içim yana yakıla,
Yüreğim tepeleme özlem dolu, gideceğim.
Bu kirli dünyanın ortasına gözlerini bırakarak,
Ellerinin yasını tutarak,
Hüzünle sevişe sevişe gideceğim.
İşte bu yüzden biraz da küs gideceğim sana.

Söylenmemiş sözlerin ağırlığı binecek göğsüme,
Son bir kez sarılamayan kolların soğukluğu üşütecek.
Ardımdan hayalimi düşlemeyeceksin,
Bir duaya denk gelmeyecek dudakların,
Avuçlarının içi aramayacak belki de ellerimi.
İşte bu yüzden biraz küs gideceğim sana.

Tortulaşıp kalacak yaşlar gözpınarlarımda,
Değmeyecek parmak uçların yanaklarıma.
Kaybolacak çocuksu mutluluklarım.
Göğsümde titreyen kuş vurulacak bir sapanla.
Ağıtlar dolacak kelebekler çıkan ağzıma.
Zeytin yaprakları ezilip kalacak avuçlarımda.
İşte bu yüzden biraz küs gideceğim sana.

Gökyüzünden kaybolacak kanat izlerim,
Senin sevdana varamayacak sözlerim.
İçimin sahipli şiirleri sahipsiz düşecek sayfalara.
Şiirlerimin yetimliğini yazacak tüm kalemler.
Ne yazsalar aydınlanmayacak dünya,
Ne yazsalar ışık dolmayacak kabrime.
İşte bu yüzden biraz küs, ama
Çokça severek gideceğim uzaklara.

Hamiyet Akan
10.12.2017
03:43

Rüzgâr Sesinde Yitmek


  

Rüzgâr, gecenin siyahında bir çığlık gibidir, hele ruhunda fırtınalar kopuyorsa bir başkadır attığı çığlıklar... Rüzgârın her çığlığına senin sessiz avazın karışır. Caddenin ortasında duran bir sokak lambasıyla dans eden rüzgarı seyrederken cam kenarında uyur kalırsın bazen. Başın pencere kenarına düşer kalır. Bir anlık uyku alıp götürür zeytin ağaçlarının, mandalina kokulu bahçelerin ortasına. Omuzlarından akıp yere düşen battaniyenin farkına ancak omuzlarını rüzgâr okşadığında fark edersin. Usulca eğilip alırsın yerden, çekersin yine omuzlarına... Omuzların değildir üşüyen aslında yüreğindir ama yüreğini ısıtacak yegâne battaniyen yoktur. İşte o an gökyüzünden silinse kanat izlerim ve bir fişi çeker gibi son verebilsem içimde bitmek bilmeyen hengâmeye, dersin. Her gece aynı döngü döner, gece biter, gün ağarır ve tüm göçler sol tarafına yığılmışken, nefes almanın zorluğunu bilmeyenler, nefes alman için çaba harcarlar. Nefesinin senden çoktan alındığını bilmiyorlardır, nafiledir çabaları... Sen köprüleri yıkılmış derelerden, kor ateşlerin üzerinden süzülüp geçmişsindir. Bir zamanlar kanat çırptığın o mavilikler şimdi intihar tarlaları gibi ölüm biçer yüreğine. Boşluklara sözler bırakırsın. Yüreğini parantez açarak satırlara dizersin ve sonra unutursun o parantezi kapatmayı. Yüreğin gibi onlarda üşürler öylece ulu orta. Sonra tüm sözcüklerin birbirine girer mürekkebi akan bir divit ucunda. Sen durup durup bulutlara saklanırsın, kimseler bilmez yağmur olduğunu. Bir yağmursundur sen artık bulutun göğsünde saklı kalan. Ve bir gün rüzgârın ıslığında silinir gider sesin, soluğun...

Hamiyet Akan
10.12.2017
01:28


Serin Mavi Yolculuk


 

Mevsim bahara kucak açıyordu geldiğinde,
Çiçeğe duruyordu ağaçlar,
Suya kavuşuyordu kuru dallar…
Ve benim yalnız yüreğime sen diye bir ateş düşüyordu.
Yanıyordum buzullar içinde.
Yokluğun bağrında, varlığın zirvesinde...
Yanıyordum...
Yanmanın en sevimli halini libas diye giydiriyordu ellerin.
Can veren dudaklarından içiyordum aşkın en tatlı badesini.
Yumruk kadar yüreğime dev gibi bir aşk yerleşiyordu.
Ömrümün sonu değil de 
dünyaya ilk defa gözlerimi açtığım an gibi
çığlıklar atıyordum ardı ardına.
Sevinç naraları yüreğiminden geçip
yedi düveli dolaşıp geliyordu.
Çok güçtü inanmak çok...
Bana inat, hayata inat, kadere inat, bendeydin...
Dikenli tellere rağmen sarmaşıklar gibi içime yürümekteydin.
Ben garip bir kul idim, tuttun maviye boyadın dünyamı.
Mavi mavi bakar oldum acılara,
Mavi mavi akar oldum hayata,
Mavi mavi yürür oldum kollarına.
Her yanımdan sevda akar oldu.
Şimdi yine mavi mavi yürüyorum
sana yürüdüğüm gibi bilinmez bir sona...
Ey can bildiğim Aşk,
Sana son vasiyetim gel beni serin mavi uğurla...

Hamiyet Akan
26.11.2017

Ne Sevmeler Biriktirdim Sana


 

Ne sevmeler biriktirdim sana
Anamın ak sütü gibi helal
Çocuk yüzleri gibi parlak
Bahar yağmuru gibi saf

Ne sevmeler biriktirdim sana
Dağ başında açan çiçek gibi taze
Sol cebi tepeleme özlem dolu
Bakışı aşk, gülüşü aşk, nefesi aşk

Ne sevmeler biriktirdim sana
Dalgalanıp kıyında durulan
Dünyaya kafa tutup önünde eğilen
Bir asi rüzgâr belki ve belki de bir esir gibi

Ne sevmeler biriktirdim sana
Etrafa saçılan nar taneleri gibi bereketli
Parıltılı bir zaman gibi canlı  
Suya kavuşur gibi ömrümün yatakları

Ne sevmeler biriktirdim sana  
Dizleri kanasada koşan çocuk gibi inatçı
Bir meczubun düşünceleri gibi şuursuz
Ve bir alimin zihni gibi çığır açan

Ne sevmeler biriktirdim sana
Gecenin karanlığını silen çıra ateşi gibi 
Nefesimin ciğerime doluşu gibi sıcak
Tüm korkulardan, karanlıklardan ırak

Ne sevmeler biriktirdim sana
Yapboz parçaları gibi birbirini tamamlayan
Yokluğunda eksilip kaybolan
Ne sevmeler biriktirdim sana
Şah damarın gibi yakın ölüm kadar uzaktan

Hamiyet Akan

22.11.2017


Bir Garip Gül Dikeni


 

Sen nereden bileceksin bendeki yerini, ben olup sevmedin ki seni... Etrafım zifiri karanlığa batmışken içimde bir ay gibi parladığını, ya da milyonlarca yıldızın parlaklığı ile ışıdığını nereden bileceksin ki benim gözlerimle seni görmedin ki... Ellerin mesela, parmak uçlarımda ki buzulları nasıl erittiğini ve senden her uzak kalışında ellerimin ellerine nasıl aç bitap düşkün kaldığını bilemezsin ki... Gülüşün var bir de, içine tutup gömülmek istediğim o canım gülüşün... Sen bir tebessüme baharlar, kuşlar, martılar, çocuklar sığdırmak nedir bilir misin? Nereden bileceksin ki gülüşünün böylesine cana can katan olduğunu... Sen gülerdin ben her gülüşünden yeniden doğardım. Peki aşkın ücra köşelerinde erimek, özlemek nedir bilir misin? Kalbime girsen, kalbimden bir baksan ve seni kalbimden geçip de bir sevsen... Özlemek nedir ah o zaman bir görsen... Dik bir dağa tırmanır gibi seviyorum seni. Kan ter içindeyim sevgilim.Tırmanırken parmak uçlarım kırılıyor, dizlerimin dermanı kesiliyor ve çok yoruluyorum tek başıma bu zorlu dağın zirvesine varmaya çalışmaktan. Ama yinede dinlenmeden, bıkmadan devam ediyorum. Ben nasıl sana doğru dinlenmeden geliyorsam, sen de o denli dinlenmeden uzaklaşıyorsun benden... Ben senin ellerine batan bir gül dikeniydim, sense benim kalbime saplanıp kalan bir hançer. Sen çıkarıp attın bu garip dikeni, birde tuz bastın üzerine mikrop kapmasın diye bense yaşıyorum ağır kan kaybına rağmen bu sevgili hançerle...

Hamiyet Akan

Mevsim Yanılgısı Değildi Yaşadığım


    

Mevsim yanılgısı değildi yaşadığım.
Yeşermesi gibiydi her şey kuru bir ormanın.
Çil çil mutluluk tohumlarından baş verirdi filizler.
Tanrıçalar inerdi göklerden.
Öyle parlak bir yıldız düşerdi ki sol yanıma,
Kızarırdı yanakları ayın.
Gün yakmış beklerdi nöbetlerde kandilini,
Göz kamaştıran parlaklık verirdi içimdeki karanlığa.
Çağlayarak ışıklar inerdi yamaçlardan.
Elim, yüzüm, tenim
Sanırdım ki baştan ayağa ben bir meleğim.
Hayır sevgilim, mevsim yanılgısı değildi yaşadığım.
Kapısından köşke kurulmak gibiydi cennetin.
Ölümlüler şaşarak bakarlardı hâletiruhiyeme,
Ölümsüzlük şarabını dudaklarından içtiğimden beri.
Bak, dön bak sırtımda kaç kılıç yarası var!
Ama içimde sevgin şu karşımda uzanan 
Uçsuz bucaksız kıyılar kadar.
Yaralarım, ah yaralarım!
Utanmam her biriyle ben gurur duyarım.
Ey sevgilim! 
Ey gözlerinden yudum yudum sevda içtiğim!
Mevsim yanılgısı değildi yaşadığım.
Tüm mevsimleri içmek gibiydi sana her gelişim.

Hamiyet Akan

Sen İçimde Kaldıkça


  

Sen içimde kaldıkça
Uzakta bir şehri özlüyorum
Beyaz evleri olan beyaz bir şehri
Zeytin ve portakal ağaçları olan bahçeleri
Daracık patika köy yollarını
Aşk kokan caddeleri

Sen içimde kaldıkça
Her şey sana benziyor
Kokular geliyor burnuma 
Tenin gibi kokuyor
Yüzler görüyorum uzaklarda
Gözlerim sensin diye takılıp kalıyor 

Sen içimde kaldıkça
Kuşlar her gün havalanıyor göklere
En güzel şiirler yazılıyor defterlere
Denizin sularına yakamozlar düşüyor
Şarkılar söylüyor çakıl taşları

Adına Aşk deyip varlığına iman ettiğim yar
Sen içimde kaldıkça
Tepeleme bir özlemle özlüyorum seni
Ne olur 
Sana hasret bu dünyadan gönderme beni

Hamiyet Akan
5.11.2017
03:42

Özlemin Cenderesi


     


Ulu bir dağın dibinde cüce bir karıncaya dönmüşüm
Devler koca ayaklarıyla ezip ezip geçiyorlar
Kenti istilaya açık un ufak olmuş
Yıkılmış surlar gibiyim 
Görmüyorsun
Sellere dayanamayan bir baraj gibiyim
Sularıma karışıyor çamurlu sular
Ey Aşk bilmiyorsun
İadesiz pulsuz mektuplar birikiyor avuçlarımda
Sonbaharın sert rüzgarlarında kırılan dallar misali 
Kırılıyor kolum kanadım
Düşüyor üzerime en hırçın yıldırımlar
Kan kaybediyorum bir sapanla yaralanan kuşlar misali
Ama öylece ellerimi yüreğime daldırıp
Tutup çıkaramıyorum seni
Yüreğim ki sana tapınmak için adanan kutsal bir mabettir
Yüreğim ki mülkiyeti ömürlük tek sana adanan
Senin için bekletilen evdir
Ah bu yüreğim ki
Nefret etmeyi beceremeyen aciz bir delidir
Gülüşüne gömülmek istediğim adam
Gel daldır ellerini göğsümden içeriye
Sök al benden bu yüreği 
Çünkü bu yürek ki sen der durur
Kapısından içeriye girdiğinden beri

Hamiyet Akan

5.11.2017
01:35

Sende Kaldı Benim Öksüz Yüreğim


 

Olur olmaz düşme diyorum aklıma, düşme!
Ama yine bir gündüz vakti giriyorsun kanıma,
Bir gece vakti düşüyorsun aklıma,
Süzülüp geçiyorsun can evimden içeriye.
Özlemin kaç hali varsa giyindim yâr!
Ama hala çırılçıplağım bu aşk bahçesinde.
Adını aklıma neyle kazıdıysan silinmiyor.
Yüzün, gözlerin karşımda gece gündüz nöbetlerde.
Ben beni senin şehrinde terk ettim ey Aşk!
İster al sar sarmala, 
İstersen kefenleyip ver toprağın bağrına...

Hamiyet Akan

25.10.2017
03:50

 
Theme:deluxetemplates.net